وَيْلٌ لِّكُلِّ هُمَزَةٍ لُّمَزَةٍ ﴿١﴾
104/HUMEZE-1 : Veylun li kulli humezetin lumezetin.
Arkadan çekiştirmeyi ve kaş-gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin hepsinin vay haline!

الَّذِي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُ ﴿٢﴾
104/HUMEZE-2 : Ellezî cemea mâlen ve addedehu.
O ki, malı toplardı ve onu, tekrar tekrar sayardı.

يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ ﴿٣﴾
104/HUMEZE-3 : Yahsebu enne mâlehû ahledehu.
Malının onu ebedî kılacağını sanıyor.

كَلَّا لَيُنبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ ﴿٤﴾
104/HUMEZE-4 : Kellâ le yunbezenne fîl hutameti.
Hayır, o mutlaka hutameye (tutuşturulmuş ateşe) atılacak.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ ﴿٥﴾
104/HUMEZE-5 : Ve mâ edrâke mâl hutametu.
Ve hutamenin ne olduğunu sana bildiren nedir?

نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ ﴿٦﴾
104/HUMEZE-6 : Nârullâhil mûkadetu.
(O), Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir.

الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الْأَفْئِدَةِ ﴿٧﴾
104/HUMEZE-7 : Elletî tettaliu alâl ef’ideti.
Ki o (hutame) yüreklerin üstüne çıkar (yükselir).

إِنَّهَا عَلَيْهِم مُّؤْصَدَةٌ ﴿٨﴾
104/HUMEZE-8 : İnnehâ aleyhim mu’sadetun.
Muhakkak ki o, onların (kâfirlerin) üzerine kapatılmıştır.

فِي عَمَدٍ مُّمَدَّدَةٍ ﴿٩﴾
104/HUMEZE-9 : Fî amedin mumeddedetin.
Uzatılmış yüksek sütunlarda olacaklar (bağlanacaklar).